<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[İLacList - Online İlaç Bilgi Endikasyon Prospektüs Firma İlaç Fiyat Bilgisi - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.ilaclist.com/</link>
		<description><![CDATA[İLacList - Online İlaç Bilgi Endikasyon Prospektüs Firma İlaç Fiyat Bilgisi - http://www.ilaclist.com]]></description>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 18:40:10 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Depresyon Hakkında Bilinmesi Gerekenler Nelerdir?]]></title>
			<link>http://www.ilaclist.com/thread-10.html</link>
			<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 13:28:50 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ilaclist.com/thread-10.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">1. Depresyon nedir?</span><br />
Depresyon ruh halinizi, hislerinizi, davranışlarınızı, ve ruh sağlığınızı etkileyen bir hastalıktır. Depresyonun bir halsizlik kendi kendinize çözebileceğiniz bir sorun olmayıp, biyolojik temelli ve tıbbi olarak tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunun bilinmesi gerekir...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">2. Depresyon çökkünlük sanıldığı kadar sık mı?</span><br />
Genel klinik tıpta, depresyon en yaygın ruhsal bozukluktur. Hastalığın ortaya çıkışına neden olan etkenlerin belirlenmesi çalışmalarında ve klinik araştırmalar ayaktan izlenen hastaların 12-36sı ile, yatarak tedavi gören hastaların 30-58inde depresif belirtilerin geliştiğini göstermektedir. Yatan hastaların 11-26sında ise klinik anlamda depresyon tablosu gelişmektedir. Bu hastaların 9ö 25inde depresyon fiziksel hastalık öncesinde ortaya çıkmakta iken, 75inde depresyon fiziksel hastalıktan sonra, hastalığa ve etkilerine tepki biçiminde gelişmektedir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">3. Depresif belirtiler ile depresyon farklı mıdır?</span><br />
Depresif belirtiler, genellikle günlük yaşam olayları sonrası kişilerin olumsuz etkilenmeleri ve buna karşı oluşturdukları, kendilerinden ve çevrelerinden hoşnutsuzluk duygusunun yarattığı belirtilerdir. Genellikle bu belirtilere yol açan neden ortadan kalktığında ya da kişi duruma uyum sağladığında geçicidir. Depresyon ise kişinin yaşam kalitesini düşüren insan ilişkilerinde olumsuzluk, iş veriminde düşme vb, adeta yok olma biçiminde ortaya çıkan bir hastalıktır ve mutlaka tedavi gerekir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">4. Depresyonun ilk belirtileri nelerdir ?</span><br />
Öncelikle kişinin kendine saygısının azalması, aşırı yorgunluk, kendini suçlayıcı biçimde eleştirme ve uyku bozuklukları aşırı uyuma, uykuya dalamama, uykuların bölünmesi gibi ilk belirtilerdendir. Daha sonraki aşamalarda kişi hiçbir işe yaramadığı, hatta yaşamaya değmeyeceği düşüncesi ile intihar edebilir.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">5. Depresyon kronikleşir mi?</span><br />
Depresyonun kronikleşme eğilimi saptanmıştır. Depresyon teşhisi konduğunda, uygun olmayan tedavi depresyonun kronikleşme olasılığını arttırır. Özellikle kısa süreli 1 ay ya da daha az antidepresan tedavi sonrası hastalık belirtileri yatışsa bile, tedavinin sürdürülmesinde 6 ay yarar vardır ve kronikleşme olasılığı düşer.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">6. Depresyon sıklığında cinsiyetin önemi var mıdır?</span><br />
Depresyon, kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">7. Antidepresanların depresyon dışında kullanımı gerekli midir?</span><br />
Antidepresanların büyük bir kısmında anksiyolitik özellikler de bulunur. Ancak her durumda, örneğin yakının ölümü, onkolojik bir hastalık, hipertansiyon vb. kullanımı kişiye yarar yerine zarar getirebilir. Uygunsuz antidepresan kullanımı, yakınını kaybetmiş kişilerde uzamış yas sendromuna, onkolojik hastalıklarda fizyolojik ruhsal savunuların oluşmamasına ve hipertansiyonda aritmilere neden olabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">8. Depresyona yol açan etkenler nelerdir?</span><br />
Son yıllardaki çalışmalar, depresyonun biyolojik kaynaklı bir rahatsızlık olduğuna işaret etmektedir. Özellikle majör depresyonda, genetik yatkınlık ve beynin biyolojik dengesindeki bozuklukların, ortaya çıkarıcı faktörler olduğu kanıtlamıştır. Ancak kişilerin yaşamı algılayış biçimleri ve kültürel etkenler de halen, en azından tetikleyici neden olarak önemini korumaktadır. Kısaca ruhsal hastalıkların hemen hepsinde olduğu qibi hastalığın ortaya çıkışına neden olan etkenlerde biyo-psikososyal etkenler önemlidir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">9. Depresyon ilaçlara bağlı ortaya çıkabilir mi ?</span><br />
İlaçlara bağlı, özellikle antihipertansiflerin rezerpin, metildopa, propranolol, gustetidin, klonidin depresyona yol açabildiği saptanmıştır. Bunların yanı sıra östrojen, progesteron, kortizon preparatları ile vinkristin, vinblastin gibi anti tümör ilaçların da depresyona yol açtığı bilinmektedir. O nedenle bu ilaçlar uygulanırken, depresyon konusunda uyanık olunmalıdır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">10. Her antidepresan, her tip depresyonu tedavi eder mi?</span><br />
Depresyon tedavisinde antidepresan seçimi önemlidir. Özellikle ayaktan izlenen olgularda, uygun antidepresan seçimi önemlidir. Çünkü uygunsuz ilaç, yan etkileri nedeniyle kişinin ilacı kullanmasını ve tedaviyi engeller]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-weight: bold;">1. Depresyon nedir?</span><br />
Depresyon ruh halinizi, hislerinizi, davranışlarınızı, ve ruh sağlığınızı etkileyen bir hastalıktır. Depresyonun bir halsizlik kendi kendinize çözebileceğiniz bir sorun olmayıp, biyolojik temelli ve tıbbi olarak tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunun bilinmesi gerekir...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">2. Depresyon çökkünlük sanıldığı kadar sık mı?</span><br />
Genel klinik tıpta, depresyon en yaygın ruhsal bozukluktur. Hastalığın ortaya çıkışına neden olan etkenlerin belirlenmesi çalışmalarında ve klinik araştırmalar ayaktan izlenen hastaların 12-36sı ile, yatarak tedavi gören hastaların 30-58inde depresif belirtilerin geliştiğini göstermektedir. Yatan hastaların 11-26sında ise klinik anlamda depresyon tablosu gelişmektedir. Bu hastaların 9ö 25inde depresyon fiziksel hastalık öncesinde ortaya çıkmakta iken, 75inde depresyon fiziksel hastalıktan sonra, hastalığa ve etkilerine tepki biçiminde gelişmektedir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">3. Depresif belirtiler ile depresyon farklı mıdır?</span><br />
Depresif belirtiler, genellikle günlük yaşam olayları sonrası kişilerin olumsuz etkilenmeleri ve buna karşı oluşturdukları, kendilerinden ve çevrelerinden hoşnutsuzluk duygusunun yarattığı belirtilerdir. Genellikle bu belirtilere yol açan neden ortadan kalktığında ya da kişi duruma uyum sağladığında geçicidir. Depresyon ise kişinin yaşam kalitesini düşüren insan ilişkilerinde olumsuzluk, iş veriminde düşme vb, adeta yok olma biçiminde ortaya çıkan bir hastalıktır ve mutlaka tedavi gerekir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">4. Depresyonun ilk belirtileri nelerdir ?</span><br />
Öncelikle kişinin kendine saygısının azalması, aşırı yorgunluk, kendini suçlayıcı biçimde eleştirme ve uyku bozuklukları aşırı uyuma, uykuya dalamama, uykuların bölünmesi gibi ilk belirtilerdendir. Daha sonraki aşamalarda kişi hiçbir işe yaramadığı, hatta yaşamaya değmeyeceği düşüncesi ile intihar edebilir.<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">5. Depresyon kronikleşir mi?</span><br />
Depresyonun kronikleşme eğilimi saptanmıştır. Depresyon teşhisi konduğunda, uygun olmayan tedavi depresyonun kronikleşme olasılığını arttırır. Özellikle kısa süreli 1 ay ya da daha az antidepresan tedavi sonrası hastalık belirtileri yatışsa bile, tedavinin sürdürülmesinde 6 ay yarar vardır ve kronikleşme olasılığı düşer.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">6. Depresyon sıklığında cinsiyetin önemi var mıdır?</span><br />
Depresyon, kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">7. Antidepresanların depresyon dışında kullanımı gerekli midir?</span><br />
Antidepresanların büyük bir kısmında anksiyolitik özellikler de bulunur. Ancak her durumda, örneğin yakının ölümü, onkolojik bir hastalık, hipertansiyon vb. kullanımı kişiye yarar yerine zarar getirebilir. Uygunsuz antidepresan kullanımı, yakınını kaybetmiş kişilerde uzamış yas sendromuna, onkolojik hastalıklarda fizyolojik ruhsal savunuların oluşmamasına ve hipertansiyonda aritmilere neden olabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">8. Depresyona yol açan etkenler nelerdir?</span><br />
Son yıllardaki çalışmalar, depresyonun biyolojik kaynaklı bir rahatsızlık olduğuna işaret etmektedir. Özellikle majör depresyonda, genetik yatkınlık ve beynin biyolojik dengesindeki bozuklukların, ortaya çıkarıcı faktörler olduğu kanıtlamıştır. Ancak kişilerin yaşamı algılayış biçimleri ve kültürel etkenler de halen, en azından tetikleyici neden olarak önemini korumaktadır. Kısaca ruhsal hastalıkların hemen hepsinde olduğu qibi hastalığın ortaya çıkışına neden olan etkenlerde biyo-psikososyal etkenler önemlidir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">9. Depresyon ilaçlara bağlı ortaya çıkabilir mi ?</span><br />
İlaçlara bağlı, özellikle antihipertansiflerin rezerpin, metildopa, propranolol, gustetidin, klonidin depresyona yol açabildiği saptanmıştır. Bunların yanı sıra östrojen, progesteron, kortizon preparatları ile vinkristin, vinblastin gibi anti tümör ilaçların da depresyona yol açtığı bilinmektedir. O nedenle bu ilaçlar uygulanırken, depresyon konusunda uyanık olunmalıdır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">10. Her antidepresan, her tip depresyonu tedavi eder mi?</span><br />
Depresyon tedavisinde antidepresan seçimi önemlidir. Özellikle ayaktan izlenen olgularda, uygun antidepresan seçimi önemlidir. Çünkü uygunsuz ilaç, yan etkileri nedeniyle kişinin ilacı kullanmasını ve tedaviyi engeller]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Biyoeşdeğerlik Nedir?]]></title>
			<link>http://www.ilaclist.com/thread-9.html</link>
			<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 13:27:02 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ilaclist.com/thread-9.html</guid>
			<description><![CDATA[Biyoeşdeğerlik, eşdeğer ürün ile referans ürünün aynı tedaviyi sağladığının yani terapötik eşdeğerliğin garantisi olarak kabul edilmektedir. <br />
<br />
Aynı etkin maddeyi, aynı miktarda, aynı ya da benzer farmasötik formda içeren, uygulandığı vücut bölgesinden kana geçiş hızı ve miktarı belli sınırlar içinde aynı olan iki ilaç, birbiriyle biyoeşdeğerdir. <br />
<br />
Ülkemizde, “Farmasötik Müstahzarların Biyoyararlanım ve Biyoeşdeğerliliğinin Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik” 1994 yılında yayımlanmıştır. Biyoeşdeğerlik çalışması yaptırma zorunluluğu, ülkemizde halk sağlığı da dikkate alınarak geriye dönük olarak uygulamaya konmuştur. Söz konusu ürünlerin biyoeşdeğerlik çalışmaları için Bakanlığın onay süreci devam etmektedir, bu değerlendirmelerde, biyoeşdeğer olmadığı belirlenerek piyasadan çekilen ürün olmamıştır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Biyoeşdeğerlik, eşdeğer ürün ile referans ürünün aynı tedaviyi sağladığının yani terapötik eşdeğerliğin garantisi olarak kabul edilmektedir. <br />
<br />
Aynı etkin maddeyi, aynı miktarda, aynı ya da benzer farmasötik formda içeren, uygulandığı vücut bölgesinden kana geçiş hızı ve miktarı belli sınırlar içinde aynı olan iki ilaç, birbiriyle biyoeşdeğerdir. <br />
<br />
Ülkemizde, “Farmasötik Müstahzarların Biyoyararlanım ve Biyoeşdeğerliliğinin Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik” 1994 yılında yayımlanmıştır. Biyoeşdeğerlik çalışması yaptırma zorunluluğu, ülkemizde halk sağlığı da dikkate alınarak geriye dönük olarak uygulamaya konmuştur. Söz konusu ürünlerin biyoeşdeğerlik çalışmaları için Bakanlığın onay süreci devam etmektedir, bu değerlendirmelerde, biyoeşdeğer olmadığı belirlenerek piyasadan çekilen ürün olmamıştır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Eşdeğer İlaç Ve Referans İlaç Arasında Fark Var Mı?]]></title>
			<link>http://www.ilaclist.com/thread-8.html</link>
			<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 13:26:24 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ilaclist.com/thread-8.html</guid>
			<description><![CDATA[Bir eşdeğer ürünün üretiminden satışa sunulmasına kadar geçen tüm evreler referans ürünlerle aynı aşamaları sergilemekte, sadece daha önce referans ilaç üreticileri tarafından canlılar üzerinde gerçekleştirilen klinik çalışmalar yapılmamaktadır. <br />
<br />
Günümüzde, referans ilaç üreticisi tarafından canlı deneklerde kullanılarak başarılı olduğu kanıtlanan ilaçlarla ilgili klinik çalışmaların eşdeğer ilaç üreticilerince tekrarlanması, etik açıdan ve halk sağlığı bakımından uygun bulunmamaktadır. <br />
<br />
Eşdeğer ilaçlarda, sağlık otoritelerinin gerekli gördüğü tüm inceleme ve araştırmalar yapılmakta, hasta üzerinde referans ürünle aynı tedaviyi sağladığı biyoeşdeğerlik çalışmalarıyla kanıtlanmaktadır.Eşdeğer ürünün referans ürünle aynı tedaviyi sağladığı yani terapötik eşdeğer olduğunun kanıtı biyoeşdeğerlik çalışmalarıdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bir eşdeğer ürünün üretiminden satışa sunulmasına kadar geçen tüm evreler referans ürünlerle aynı aşamaları sergilemekte, sadece daha önce referans ilaç üreticileri tarafından canlılar üzerinde gerçekleştirilen klinik çalışmalar yapılmamaktadır. <br />
<br />
Günümüzde, referans ilaç üreticisi tarafından canlı deneklerde kullanılarak başarılı olduğu kanıtlanan ilaçlarla ilgili klinik çalışmaların eşdeğer ilaç üreticilerince tekrarlanması, etik açıdan ve halk sağlığı bakımından uygun bulunmamaktadır. <br />
<br />
Eşdeğer ilaçlarda, sağlık otoritelerinin gerekli gördüğü tüm inceleme ve araştırmalar yapılmakta, hasta üzerinde referans ürünle aynı tedaviyi sağladığı biyoeşdeğerlik çalışmalarıyla kanıtlanmaktadır.Eşdeğer ürünün referans ürünle aynı tedaviyi sağladığı yani terapötik eşdeğer olduğunun kanıtı biyoeşdeğerlik çalışmalarıdır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Referans İlaç Nedir?]]></title>
			<link>http://www.ilaclist.com/thread-7.html</link>
			<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 13:25:41 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ilaclist.com/thread-7.html</guid>
			<description><![CDATA[Referans ilaç, inovatör firma tarafından geliştirilerek patent koruması altında pazara verilen<span style="font-weight: bold;"> ilk üründür</span>. Koruma süreleri bittikten sonra bu ürünler referans alınarak eşdeğer ilaçlar üretilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Referans ilaç, inovatör firma tarafından geliştirilerek patent koruması altında pazara verilen<span style="font-weight: bold;"> ilk üründür</span>. Koruma süreleri bittikten sonra bu ürünler referans alınarak eşdeğer ilaçlar üretilir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Eşdeğer İlaç Nedir?]]></title>
			<link>http://www.ilaclist.com/thread-6.html</link>
			<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 13:24:23 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ilaclist.com/thread-6.html</guid>
			<description><![CDATA[Eşdeğer ilaçlar, referans ilaçlarla aynı özelliklere sahip olduğu, dolayısıyla, hasta üzerinde aynı tedaviyi sağladığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanan ve referans ilaçların koruma süreleri bittikten sonra satışa sunulan ürünlerdir. <br />
<br />
Eşdeğer ilacın 4 temel özelliği; etkin, kaliteli, güvenilir ve ekonomik olmasıdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Eşdeğer ilaçlar, referans ilaçlarla aynı özelliklere sahip olduğu, dolayısıyla, hasta üzerinde aynı tedaviyi sağladığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanan ve referans ilaçların koruma süreleri bittikten sonra satışa sunulan ürünlerdir. <br />
<br />
Eşdeğer ilacın 4 temel özelliği; etkin, kaliteli, güvenilir ve ekonomik olmasıdır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TEB: 37 İNCİ OLAĞAN BÜYÜK KONGRE SONUÇ BİLDİRGESİ]]></title>
			<link>http://www.ilaclist.com/thread-5.html</link>
			<pubDate>Mon, 14 Dec 2009 17:03:19 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ilaclist.com/thread-5.html</guid>
			<description><![CDATA[Türk Eczacıları Birliği 37 inci Olağan Büyük Kongresi 10-13 Aralık tarihleri arasında Türkiye’nin dört bir yanından gelen 316 delegenin ve Kongremizi takip eden bine yakın eczacının katılımı ile Ankara’da gerçekleşti. <br />
Bir demokrasi şöleni olarak geçen Kongre’de son iki yıldır Birliğimizin yürüttüğü çalışmaların değerlendirilmesinin yanı sıra, son olarak yayımlanan mevzuatın eczacılar ve hastalarımız üzerinde yarattığı yıkıcı etkiler tüm yönleriyle değerlendirildi. 24 bin eczacının temsilcisi delegelerin tamamı, eczacıları 4 Aralık’ta bir günlük uyarı eylemine götüren sorunlar çözülene kadar mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Kongremiz, bundan sonraki dönemde de:<br />
<br />
1)     Kamu ile ilaç şirketi arasında yapılan bir alışverişe eczacıların zorla aracı edilmesinden doğan kamu kurum ıskontolarının yükü eczane üzerinden alınana,<br />
2)     İlaç şirketlerinin taahhütlerine tam olarak uyması, ilaç fiyat düşüşlerinde eczane stok zararlarının karşılanması için mutlak suretle düşük fiyattan 45 gün süre ile ilaç temini sağlanana,<br />
3)     Muayene ücreti uygulamasına da, kamuya veya özel kurumlara ait tüm bedellerin eczaneler aracılığıyla tahsil edilmesine de son verilene,<br />
4)     Eczanelerin ilaç alım koşulları sadeleştirilerek İlaç Fiyat Kararnamesi değiştirilip eczacıların kâr oranları yükseltilene kadar<br />
Hem masada hem de eczanelerimizde mücadeleyi sürdürme kararlığını ortaya koydu.  <br />
 <br />
Kongremiz, 4 Aralık’ta yaptığımız uyarıya rağmen, bu taleplerimizin hiçbirinin karşılanmadığını, bunun da ötesinde devlet ve sanayi bizimle ilgili olduğu halde bizim görüşümüz alınmadan bir protokol imzalayarak, bir gecede 800 milyon TL’yi sanayiye iade ettiği gerçeğinin altını çizmiştir. Aynı protokolde eczacıların zararlarının karşılanacağı karar altına alınmasına rağmen, sanayi 4 Aralık sürecinde bu taahüdünü de yerine getirmeyeceğini bir kez daha göstermiştir. <span style="font-weight: bold;">Bugüne kadar sorunlarımıza çözüm üretilmemiştir. Eczacının az da olsa lehine olan 45 günlük geçiş süresi beş güne indirilmiştir. Sanayi hala stok zararlarımızı karşılamamıştır. Eczacının zararı telafi edilmemiş, bununla ilgili en ufak bir adım atılmamış, eczacı ve örgütü tehdit edilmiştir. <br />
<br />
Şu bilinmelidir ki, Sosyal Güvenlik Kurumu veya bir başka yapı meslektaşlarımızın 4 Aralık’taki ortak ve tavizsiz duruşunu görmezden gelip, eczacının örgütlülüğünü hiçe sayarak eczacılarla tek tek sözleşme imzalamaya heveslenirse, tepkimiz 4 Aralık’takinden çok daha sert olacaktır. SGK o gün nöbetçiler dışında ilaç verecek eczaneyi mumla aramış ama bulamamıştır. Böyle bir hamlede sadece bir gün değil, bu hamle geri çekilene kadar hiçbir gün bulamayacaktır. Kongremiz, seçilmiş Merkez Heyetimizi bu konuda tam ve kesin kararlılıkla görevli kılmıştır.</span><br />
<br />
Özel hastanelerde muayene ücret farkının yüzde 30’dan yüzde 70’e çıkartılması, 4 Aralık uygulamaları başladıktan sonra hastalarımızın eczanelerimize geldiklerinde çıkan fiyat farklarının büyümüş olması, bu “tasarruf” sürecinin bedelinin hastalarımız ve eczacılarımıza ödettirilmek kararlılığını, sağlığın piyasanın koşullarına teslim edildiği ve hasta ve eczacının yararının ortak olduğu tespitimizi hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde doğrulamaktadır. Hastalarımız 4 Aralık’ın kendileri açısından ne anlama geldiğini artık anlamış durumdadır. SGK resmi internet sitesinde, hem önümüzdeki dönemde hastalarımızın ödediği ilaç fiyat farklarını daha da artıracağını, hem de hastalarımıza hekimin reçetesine bakmadan o grupta hangi ilaç en ucuzsa onu vereceğini ilan etmiştir. <span style="font-weight: bold;">Kongremiz, hastalarımızın sağlığı açısından da son derece tehlikeli olan bu uygulamalardan geri dönüş sağlanana kadar mücadele etmeyi, sağlık çalışanı olma sorumluluğunun bir gereği olarak görmektedir. </span><br />
Kongremiz;<br />
Geleceğe onurlu bir geçmiş bırakmak için,<br />
Geleceğe onurlu bir meslek bırakmak için,<br />
Ama her şeyden önce mesleğimizin geleceğe kalması için, bugünden itibaren,<br />
Bu varlık-yokluk mücadelesini tüm gücüyle, birlik, kararlılık ve dayanışma ile sürdürmeye devam edecektir. Bunun için Kongremiz, seçilecek Merkez Heyeti’ni görevli kılmış, bu taleplerimiz karşılanana kadar gereken tüm yöntemlerle yapılacak mücadelede tam bir birlik içinde davranacağı iradesini ortaya koymuştur. <br />
Bilinmelidir ki eczacı örgütleri bir tek meslektaşının dahi feda edilmesine izin vermeyecektir. <br />
<br />
<br />
TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ<br />
37 İNCİ OLAĞAN BÜYÜK KONGRESİ ADINA<br />
DİVAN BAŞKANI <br />
ECZ. SERTAÇ ÖZMEN<br />
<br />
<br />
(teb.gov.tr)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türk Eczacıları Birliği 37 inci Olağan Büyük Kongresi 10-13 Aralık tarihleri arasında Türkiye’nin dört bir yanından gelen 316 delegenin ve Kongremizi takip eden bine yakın eczacının katılımı ile Ankara’da gerçekleşti. <br />
Bir demokrasi şöleni olarak geçen Kongre’de son iki yıldır Birliğimizin yürüttüğü çalışmaların değerlendirilmesinin yanı sıra, son olarak yayımlanan mevzuatın eczacılar ve hastalarımız üzerinde yarattığı yıkıcı etkiler tüm yönleriyle değerlendirildi. 24 bin eczacının temsilcisi delegelerin tamamı, eczacıları 4 Aralık’ta bir günlük uyarı eylemine götüren sorunlar çözülene kadar mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Kongremiz, bundan sonraki dönemde de:<br />
<br />
1)     Kamu ile ilaç şirketi arasında yapılan bir alışverişe eczacıların zorla aracı edilmesinden doğan kamu kurum ıskontolarının yükü eczane üzerinden alınana,<br />
2)     İlaç şirketlerinin taahhütlerine tam olarak uyması, ilaç fiyat düşüşlerinde eczane stok zararlarının karşılanması için mutlak suretle düşük fiyattan 45 gün süre ile ilaç temini sağlanana,<br />
3)     Muayene ücreti uygulamasına da, kamuya veya özel kurumlara ait tüm bedellerin eczaneler aracılığıyla tahsil edilmesine de son verilene,<br />
4)     Eczanelerin ilaç alım koşulları sadeleştirilerek İlaç Fiyat Kararnamesi değiştirilip eczacıların kâr oranları yükseltilene kadar<br />
Hem masada hem de eczanelerimizde mücadeleyi sürdürme kararlığını ortaya koydu.  <br />
 <br />
Kongremiz, 4 Aralık’ta yaptığımız uyarıya rağmen, bu taleplerimizin hiçbirinin karşılanmadığını, bunun da ötesinde devlet ve sanayi bizimle ilgili olduğu halde bizim görüşümüz alınmadan bir protokol imzalayarak, bir gecede 800 milyon TL’yi sanayiye iade ettiği gerçeğinin altını çizmiştir. Aynı protokolde eczacıların zararlarının karşılanacağı karar altına alınmasına rağmen, sanayi 4 Aralık sürecinde bu taahüdünü de yerine getirmeyeceğini bir kez daha göstermiştir. <span style="font-weight: bold;">Bugüne kadar sorunlarımıza çözüm üretilmemiştir. Eczacının az da olsa lehine olan 45 günlük geçiş süresi beş güne indirilmiştir. Sanayi hala stok zararlarımızı karşılamamıştır. Eczacının zararı telafi edilmemiş, bununla ilgili en ufak bir adım atılmamış, eczacı ve örgütü tehdit edilmiştir. <br />
<br />
Şu bilinmelidir ki, Sosyal Güvenlik Kurumu veya bir başka yapı meslektaşlarımızın 4 Aralık’taki ortak ve tavizsiz duruşunu görmezden gelip, eczacının örgütlülüğünü hiçe sayarak eczacılarla tek tek sözleşme imzalamaya heveslenirse, tepkimiz 4 Aralık’takinden çok daha sert olacaktır. SGK o gün nöbetçiler dışında ilaç verecek eczaneyi mumla aramış ama bulamamıştır. Böyle bir hamlede sadece bir gün değil, bu hamle geri çekilene kadar hiçbir gün bulamayacaktır. Kongremiz, seçilmiş Merkez Heyetimizi bu konuda tam ve kesin kararlılıkla görevli kılmıştır.</span><br />
<br />
Özel hastanelerde muayene ücret farkının yüzde 30’dan yüzde 70’e çıkartılması, 4 Aralık uygulamaları başladıktan sonra hastalarımızın eczanelerimize geldiklerinde çıkan fiyat farklarının büyümüş olması, bu “tasarruf” sürecinin bedelinin hastalarımız ve eczacılarımıza ödettirilmek kararlılığını, sağlığın piyasanın koşullarına teslim edildiği ve hasta ve eczacının yararının ortak olduğu tespitimizi hiçbir şüpheye yer bırakmayacak biçimde doğrulamaktadır. Hastalarımız 4 Aralık’ın kendileri açısından ne anlama geldiğini artık anlamış durumdadır. SGK resmi internet sitesinde, hem önümüzdeki dönemde hastalarımızın ödediği ilaç fiyat farklarını daha da artıracağını, hem de hastalarımıza hekimin reçetesine bakmadan o grupta hangi ilaç en ucuzsa onu vereceğini ilan etmiştir. <span style="font-weight: bold;">Kongremiz, hastalarımızın sağlığı açısından da son derece tehlikeli olan bu uygulamalardan geri dönüş sağlanana kadar mücadele etmeyi, sağlık çalışanı olma sorumluluğunun bir gereği olarak görmektedir. </span><br />
Kongremiz;<br />
Geleceğe onurlu bir geçmiş bırakmak için,<br />
Geleceğe onurlu bir meslek bırakmak için,<br />
Ama her şeyden önce mesleğimizin geleceğe kalması için, bugünden itibaren,<br />
Bu varlık-yokluk mücadelesini tüm gücüyle, birlik, kararlılık ve dayanışma ile sürdürmeye devam edecektir. Bunun için Kongremiz, seçilecek Merkez Heyeti’ni görevli kılmış, bu taleplerimiz karşılanana kadar gereken tüm yöntemlerle yapılacak mücadelede tam bir birlik içinde davranacağı iradesini ortaya koymuştur. <br />
Bilinmelidir ki eczacı örgütleri bir tek meslektaşının dahi feda edilmesine izin vermeyecektir. <br />
<br />
<br />
TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ<br />
37 İNCİ OLAĞAN BÜYÜK KONGRESİ ADINA<br />
DİVAN BAŞKANI <br />
ECZ. SERTAÇ ÖZMEN<br />
<br />
<br />
(teb.gov.tr)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TEB: 4 Aralık ile ilgili basın açıklaması...]]></title>
			<link>http://www.ilaclist.com/thread-4.html</link>
			<pubDate>Thu, 10 Dec 2009 20:56:29 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ilaclist.com/thread-4.html</guid>
			<description><![CDATA[Değerli Basın Mensupları,<br />
<br />
Bundan tam beş gün önce, tüm baskılara rağmen Türkiye genelinde gerçekleştirdiğimiz kepenk kapatma eylemine tüm eczacılarımız katıldı. Eczanesinin kepengini kapatan eczacılarımız, nöbet tutan meslektaşlarının eczanelerine giderek, önemli bir dayanışma örneği gösterdiler. Tüm meslektaşlarımıza bugün bir kez daha teşekkür ediyoruz. <br />
<br />
Geride bıraktığımız bu beş günde, siyasi irade ve bürokrasi tarafından sorunlarımızın çözümüne ilişkin herhangi bir adım atılmadı. Yapılan tek şey kamuoyunu yanlış bilgilendirerek manipüle etmek ve demokratik hakkını kullanan meslektaşlarımızı ve eczacı örgütlerini tehdit etmek oldu. Bu yaklaşım ülkemizde demokrasinin gelişimine samimiyetle inanan ve çabalayan her kişi ve kurum için tam bir hayal kırıklığıdır. <br />
<br />
Değerli Basın Mensupları, <br />
<br />
Yıllardır söyledik; bugün bir kez daha söylüyoruz. BİZ <span style="font-weight: bold;">İLAÇ FİYAT DÜŞÜŞLERİNE KARŞI DEĞİLİZ!</span> Açıkça buradan sesleniyoruz; toplum sağlığı için bir gereklilikse ilaç fiyatları daha da düşürülsün. Ancak unutulmamalıdır ki, sürekli açık veren bir sosyal güvenlik reformunun yaralarını sadece fiyat düşürerek sarmak mümkün değildir.  Açıkları kapatmak için sağlıktan tasarruf etmek yerine, başta özel hastaneler olmak üzere, sağlık alanındaki denetimler artırılmalı, gereksiz giderler ortadan kaldırılmalıdır. <br />
<br />
Gizli görüşmeler sonucunda ilaç sanayi ve devlet bir uzlaşmaya vardı, bizler de basın aracılığıyla öğrendik. 800 milyon TL’nin ilaç üreticilerine aktarılacağı açıklandı. Açık olduğu söylenen bir bütçeden, böylesi bir miktarın bir gecede aktarılması, üzerinde düşünülmesi ve acilen geri dönülmesi gereken bir karardır. Bu anlaşmanın ortadan kalkması için dava açacağız. Üstelik bizi bu kadar etkileyen bir sorunun yine meslek örgütümüz yoksayılarak, sanki sorun sanayinin sorunuymuş gibi çözülmeye çalışılmasının yanlış ve sonuçsuz bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz. İşin diğer bir boyutu da şudur: medyanın önüne çıkarak Sayın Çalışma Bakanı’nın “sorunlarını çözdüm” şeklinde açıkladığı sözde anlaşma hükümlerini ilaç sanayi ya keyfince uygulamakta ya da yok saymaktadır. Diğer yandan; ilaç fiyat düşüşlerinin 45 gün sonra yürürlüğe girmesi hakkındaki genelge, üzerinden daha 24 saat geçmeden değiştirilmiş; 3 Aralık gecesi bir Kararname değişikliği yayınlanarak 45 günlük süre beş güne indirilmiştir. <br />
<br />
Değerli Basın Mensupları,<br />
<br />
SGK 4 Aralık günü yaşadığı panikte önce provizyon sistemine giriş yapan tüm eczaneleri açıkmış ve eyleme katılmamışlar gibi göstermeye çalışmıştır. <br />
<br />
4 Aralık günü üç tip eczanemiz provizyon sistemine girmiştir. <br />
<br />
1. O gün görevli 2500 nöbetçi eczanemiz, <br />
<br />
2. Bölgelerinde nöbet olmadığı için açık bırakılmasını özellikle istediğimiz eczaneler,<br />
<br />
3. Ay sonlandırma işlemi yapmak için evlerinden eski tarihli reçete düzeltmesi yapan meslektaşlarımızdır. <br />
<br />
SGK önce bu eczacılarımıza eylem kırıcılık yaptıkları gerekçesiyle teşekkür etmiş, kamuoyu verdikleri gerçekdışı rakamlara değil, toplumun gözü kulağı olan medyaya inanınca, sokaklarda eylem kıran bir tek eczacının olmadığını, bir tek eczanenin açık olmadığını tüm kanallarda görünce, tetkiklerini derinleştirmiş ve acı gerçekle karşılaşmıştır.  Bunun üzerine önce tek tek teşekkür ettiği eczacıları, dünden itibaren de 4 Aralık günü sadece geçmiş tarihli reçete girişi yaptıkları için tehdit etmeye başlamıştır.<br />
<br />
Değerli Basın Mensupları; <br />
Devletin birincil görevi, doğuştan gelen sağlık hakkının tam ve eksiksiz bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve sağlık hizmetinin sürekliliğini garanti altına almak olmalıdır. İşte bunun için kimilerince “zayıf halka” olarak görüldüğü için gözden çıkarılmak istenen düşük sermayeli eczanelerimiz korunmalıdır. Sağlık ve ilaç alanını bu girdaptan kurtarmanın tek yolu, eczacıların bilgi sahipliğinden ve danışmanlık hizmetinden kaynaklanan meslek hakkının verilmesidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kısacası bizler diyoruz ki,</span> <br />
<br />
1. Bir gecede, bizim vergilerimizle ilaç sanayine verilen 800 milyon TL geri alınmalı, <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Yaratılan bu kaynakla;</span> <br />
<br />
2. Anayasa’ya aykırı bir şekilde hastalarımızdan alınan muayene ücretleri tamamen kaldırılmalı, <br />
<br />
3. Tüm çağdaş ülkelerde olduğu gibi eczacılara, fiyatlardan bağımsız bir meslek hakkı verilmelidir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ayrıca,</span> <br />
<br />
4. Denetimler artırılmalı, sağlığın açık vermesini sağlayanlara, kamunun kaynaklarını zarara uğratanlara yaptırım uygulanmalı, <br />
<br />
5. Ve hepimizin ortak paydası olan sağlık alanında, dayatmalar yerine karşılıklı diyalog ve uzlaşı yolu açılmalıdır. <br />
<br />
Aksi halde, sorunlarımız çözülene kadar, sesimizin yettiği yere kadar, yalnızca doğruları topluma anlatmaya; çözüm için adım atılmadığı durumda ise son çare olarak gördüğümüz ve demokratik hakkımız olan eylemlerimize devam edeceğiz. <br />
<br />
Bu sorunları, yarın başlayacak olan Genel Kurulumuzun gündemine de taşıyacak; kurulumuzun kararı gereği, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da alacağımız tüm kararlarda topyekûn hareket edeceğiz.  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ 4 ARALIK’TAN ÖNCE NE SÖYLÜYORSA AYNI ŞEYİ SÖYLEMEYE DEVAM ETMEKTEDİR. SORUNLARIMIZA ÇÖZÜM ÜRETİLMEMİŞTİR. ECZACININ AZ DA OLSA LEHİNE OLAN 45 GÜNLÜK GEÇİŞ SÜRESİ BEŞ GÜNE İNDİRİLMİŞTİR. SANAYİ HALA STOK ZARARLARIMIZI KARŞILAMAMIŞTIR. ECZACININ ZARARI TELAFİ EDİLMEMİŞ, BUNUNLA İLGİLİ EN UFAK BİR ADIM ATILMAMIŞ, ECZACI VE ÖRGÜTÜ TEHDİT EDİLMİŞTİR. <br />
<br />
YARIN BÜYÜK KONGREYE GİDİYORUZ. ORADA ÇIKACAK TÜM KARARLARA TÜM ECZACILAR UYACAKTIR. UYARIMIZ SONUÇ VERMEDİYSE, BUNDAN SONRAKİ SÜRECİN SORUMLUSU ECZACILAR OLMAYACAKTIR.</span><br />
<br />
Bu vesileyle hastalarımızla aramızda oluşturduğunuz köprü nedeniyle siz değerli basın çalışanlarına da tekrar teşekkür ederiz. Sizleri Kongremizde de görmekten mutluluk duyacağız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ <br />
MERKEZ HEYETİ <br />
<br />
SGK’NIN 4 ARALIK’TA ECZANE SİSTEMİNE DÜŞEN TEŞEKKÜR MESAJI: <br />
SAYIN ECZACIMIZ,</span><br />
<br />
SAĞLIĞIN HER ŞEYDEN ÖNCE GELDİĞİ İLKESİYLE, YILLARDIR OLDUĞU GİBİ 4 ARALIK GÜNÜ VE SONRASINDA DA VATANDAŞLARIMIZA ÖZVERİLİ OLARAK HİZMET VERMEYE DEVAM EDECEK ECZANELERİMİZE TEŞEKKÜR EDERİZ.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SGK’NIN 8 ARALIK’TA ECZANE SİSTEMİNE DÜŞEN TEHDİT MESAJI:</span> <br />
<br />
SAYIN ECZACIMIZ,<br />
<br />
04.12.2009 CUMA GÜNÜ KURUMUMUZ ECZANE PROVİZYON SİSTEMİNDEN SADECE GEÇMİŞ TARİHLİ REÇETE GİRİŞİ YAPTIĞINIZ TESPİT EDİLMİŞ BULUNMAKTADIR. BİLGİ EDİNİLMESİNİ RİCA EDERİZ.           <br />
<br />
teb.org.tr]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Değerli Basın Mensupları,<br />
<br />
Bundan tam beş gün önce, tüm baskılara rağmen Türkiye genelinde gerçekleştirdiğimiz kepenk kapatma eylemine tüm eczacılarımız katıldı. Eczanesinin kepengini kapatan eczacılarımız, nöbet tutan meslektaşlarının eczanelerine giderek, önemli bir dayanışma örneği gösterdiler. Tüm meslektaşlarımıza bugün bir kez daha teşekkür ediyoruz. <br />
<br />
Geride bıraktığımız bu beş günde, siyasi irade ve bürokrasi tarafından sorunlarımızın çözümüne ilişkin herhangi bir adım atılmadı. Yapılan tek şey kamuoyunu yanlış bilgilendirerek manipüle etmek ve demokratik hakkını kullanan meslektaşlarımızı ve eczacı örgütlerini tehdit etmek oldu. Bu yaklaşım ülkemizde demokrasinin gelişimine samimiyetle inanan ve çabalayan her kişi ve kurum için tam bir hayal kırıklığıdır. <br />
<br />
Değerli Basın Mensupları, <br />
<br />
Yıllardır söyledik; bugün bir kez daha söylüyoruz. BİZ <span style="font-weight: bold;">İLAÇ FİYAT DÜŞÜŞLERİNE KARŞI DEĞİLİZ!</span> Açıkça buradan sesleniyoruz; toplum sağlığı için bir gereklilikse ilaç fiyatları daha da düşürülsün. Ancak unutulmamalıdır ki, sürekli açık veren bir sosyal güvenlik reformunun yaralarını sadece fiyat düşürerek sarmak mümkün değildir.  Açıkları kapatmak için sağlıktan tasarruf etmek yerine, başta özel hastaneler olmak üzere, sağlık alanındaki denetimler artırılmalı, gereksiz giderler ortadan kaldırılmalıdır. <br />
<br />
Gizli görüşmeler sonucunda ilaç sanayi ve devlet bir uzlaşmaya vardı, bizler de basın aracılığıyla öğrendik. 800 milyon TL’nin ilaç üreticilerine aktarılacağı açıklandı. Açık olduğu söylenen bir bütçeden, böylesi bir miktarın bir gecede aktarılması, üzerinde düşünülmesi ve acilen geri dönülmesi gereken bir karardır. Bu anlaşmanın ortadan kalkması için dava açacağız. Üstelik bizi bu kadar etkileyen bir sorunun yine meslek örgütümüz yoksayılarak, sanki sorun sanayinin sorunuymuş gibi çözülmeye çalışılmasının yanlış ve sonuçsuz bir yaklaşım olduğunu düşünüyoruz. İşin diğer bir boyutu da şudur: medyanın önüne çıkarak Sayın Çalışma Bakanı’nın “sorunlarını çözdüm” şeklinde açıkladığı sözde anlaşma hükümlerini ilaç sanayi ya keyfince uygulamakta ya da yok saymaktadır. Diğer yandan; ilaç fiyat düşüşlerinin 45 gün sonra yürürlüğe girmesi hakkındaki genelge, üzerinden daha 24 saat geçmeden değiştirilmiş; 3 Aralık gecesi bir Kararname değişikliği yayınlanarak 45 günlük süre beş güne indirilmiştir. <br />
<br />
Değerli Basın Mensupları,<br />
<br />
SGK 4 Aralık günü yaşadığı panikte önce provizyon sistemine giriş yapan tüm eczaneleri açıkmış ve eyleme katılmamışlar gibi göstermeye çalışmıştır. <br />
<br />
4 Aralık günü üç tip eczanemiz provizyon sistemine girmiştir. <br />
<br />
1. O gün görevli 2500 nöbetçi eczanemiz, <br />
<br />
2. Bölgelerinde nöbet olmadığı için açık bırakılmasını özellikle istediğimiz eczaneler,<br />
<br />
3. Ay sonlandırma işlemi yapmak için evlerinden eski tarihli reçete düzeltmesi yapan meslektaşlarımızdır. <br />
<br />
SGK önce bu eczacılarımıza eylem kırıcılık yaptıkları gerekçesiyle teşekkür etmiş, kamuoyu verdikleri gerçekdışı rakamlara değil, toplumun gözü kulağı olan medyaya inanınca, sokaklarda eylem kıran bir tek eczacının olmadığını, bir tek eczanenin açık olmadığını tüm kanallarda görünce, tetkiklerini derinleştirmiş ve acı gerçekle karşılaşmıştır.  Bunun üzerine önce tek tek teşekkür ettiği eczacıları, dünden itibaren de 4 Aralık günü sadece geçmiş tarihli reçete girişi yaptıkları için tehdit etmeye başlamıştır.<br />
<br />
Değerli Basın Mensupları; <br />
Devletin birincil görevi, doğuştan gelen sağlık hakkının tam ve eksiksiz bir biçimde kullanılmasını sağlamak ve sağlık hizmetinin sürekliliğini garanti altına almak olmalıdır. İşte bunun için kimilerince “zayıf halka” olarak görüldüğü için gözden çıkarılmak istenen düşük sermayeli eczanelerimiz korunmalıdır. Sağlık ve ilaç alanını bu girdaptan kurtarmanın tek yolu, eczacıların bilgi sahipliğinden ve danışmanlık hizmetinden kaynaklanan meslek hakkının verilmesidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Kısacası bizler diyoruz ki,</span> <br />
<br />
1. Bir gecede, bizim vergilerimizle ilaç sanayine verilen 800 milyon TL geri alınmalı, <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Yaratılan bu kaynakla;</span> <br />
<br />
2. Anayasa’ya aykırı bir şekilde hastalarımızdan alınan muayene ücretleri tamamen kaldırılmalı, <br />
<br />
3. Tüm çağdaş ülkelerde olduğu gibi eczacılara, fiyatlardan bağımsız bir meslek hakkı verilmelidir. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">Ayrıca,</span> <br />
<br />
4. Denetimler artırılmalı, sağlığın açık vermesini sağlayanlara, kamunun kaynaklarını zarara uğratanlara yaptırım uygulanmalı, <br />
<br />
5. Ve hepimizin ortak paydası olan sağlık alanında, dayatmalar yerine karşılıklı diyalog ve uzlaşı yolu açılmalıdır. <br />
<br />
Aksi halde, sorunlarımız çözülene kadar, sesimizin yettiği yere kadar, yalnızca doğruları topluma anlatmaya; çözüm için adım atılmadığı durumda ise son çare olarak gördüğümüz ve demokratik hakkımız olan eylemlerimize devam edeceğiz. <br />
<br />
Bu sorunları, yarın başlayacak olan Genel Kurulumuzun gündemine de taşıyacak; kurulumuzun kararı gereği, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da alacağımız tüm kararlarda topyekûn hareket edeceğiz.  <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ 4 ARALIK’TAN ÖNCE NE SÖYLÜYORSA AYNI ŞEYİ SÖYLEMEYE DEVAM ETMEKTEDİR. SORUNLARIMIZA ÇÖZÜM ÜRETİLMEMİŞTİR. ECZACININ AZ DA OLSA LEHİNE OLAN 45 GÜNLÜK GEÇİŞ SÜRESİ BEŞ GÜNE İNDİRİLMİŞTİR. SANAYİ HALA STOK ZARARLARIMIZI KARŞILAMAMIŞTIR. ECZACININ ZARARI TELAFİ EDİLMEMİŞ, BUNUNLA İLGİLİ EN UFAK BİR ADIM ATILMAMIŞ, ECZACI VE ÖRGÜTÜ TEHDİT EDİLMİŞTİR. <br />
<br />
YARIN BÜYÜK KONGREYE GİDİYORUZ. ORADA ÇIKACAK TÜM KARARLARA TÜM ECZACILAR UYACAKTIR. UYARIMIZ SONUÇ VERMEDİYSE, BUNDAN SONRAKİ SÜRECİN SORUMLUSU ECZACILAR OLMAYACAKTIR.</span><br />
<br />
Bu vesileyle hastalarımızla aramızda oluşturduğunuz köprü nedeniyle siz değerli basın çalışanlarına da tekrar teşekkür ederiz. Sizleri Kongremizde de görmekten mutluluk duyacağız.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ <br />
MERKEZ HEYETİ <br />
<br />
SGK’NIN 4 ARALIK’TA ECZANE SİSTEMİNE DÜŞEN TEŞEKKÜR MESAJI: <br />
SAYIN ECZACIMIZ,</span><br />
<br />
SAĞLIĞIN HER ŞEYDEN ÖNCE GELDİĞİ İLKESİYLE, YILLARDIR OLDUĞU GİBİ 4 ARALIK GÜNÜ VE SONRASINDA DA VATANDAŞLARIMIZA ÖZVERİLİ OLARAK HİZMET VERMEYE DEVAM EDECEK ECZANELERİMİZE TEŞEKKÜR EDERİZ.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;">SGK’NIN 8 ARALIK’TA ECZANE SİSTEMİNE DÜŞEN TEHDİT MESAJI:</span> <br />
<br />
SAYIN ECZACIMIZ,<br />
<br />
04.12.2009 CUMA GÜNÜ KURUMUMUZ ECZANE PROVİZYON SİSTEMİNDEN SADECE GEÇMİŞ TARİHLİ REÇETE GİRİŞİ YAPTIĞINIZ TESPİT EDİLMİŞ BULUNMAKTADIR. BİLGİ EDİNİLMESİNİ RİCA EDERİZ.           <br />
<br />
teb.org.tr]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[KAREKOD UYGULAMASI İLE İLGİLİ DUYURU]]></title>
			<link>http://www.ilaclist.com/thread-3.html</link>
			<pubDate>Thu, 10 Dec 2009 20:41:57 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ilaclist.com/thread-3.html</guid>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından 30/05/2009 tarih, 27243 sayılı ve 30/09/2009 tarih, 27362 sayılı Resmi Gazetelerde yayımlanan “Beşeri Tıbbi Ürünler Ambalaj ve Etiketleme Yönetmeliği”nde yapılan değişiklikler uyarınca 01/01/2010 tarihinden itibaren üretilen tüm ilaç ambalajları üzerine ruhsat/izin sahipleri tarafından “Karekod” konulması zorunlu tutulmuştur. İstisnai durumlar söz konusu Yönetmelikte ayrıca belirtilmiştir.<br />
<br />
İlaç ruhsat/izin sahipleri tarafından karekod okuyabilen okuyucularla okunabilecek şekilde karekod uygulanan her bir ilaç kutusunun, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan “İlaç Takip Sistemi”ne (İTS) bildirilmesi gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı İTS ile karekod içeriğinde bulunan her bir kutuya özgü numara üzerinden ilacı son kullanıcıya ulaşana kadar takip edecektir. Son kullanıcıya ulaşan, son kullanım süresi dolan veya herhangi bir aşamada kullanılmaz hale gelen ilaçlar İTS’nde satılamaz hale getirilecektir. Söz konusu işlemler Sağlık Bakanlığı sorumluluğunda yürütülecektir.<br />
<br />
01/01/2010 tarihinden önce üretilmiş ilaçlar önceden olduğu gibi fiyat kupürü ve barkodları kesilmek suretiyle Kurumumuza fatura edilecektir. Bu tarihten önce üretilmiş hiçbir ürün Sağlık Bakanlığı İTS’ne satılabilir şekilde kaydedilmeyip kaydettirilmeyecektir (Sağlık Bakanlığı, Türk Eczacıları Birliği ve Kurumumuz arasında imzalanan “İlaç Takip Sistemi Kapsamında Karekod Uygulamasına Geçişe İlişkin Pilot Eczane Uygulaması Protokolü” kapsamındaki pilot eczaneler hariç).<br />
<br />
01/01/2010 tarihinden itibaren üretilen ilaçlar (Sağlık Bakanlığı Beşeri İlaçlar Ambalaj ve Etiketleme Yönetmeliğinde istisna tutulanlar hariç) Sağlık Bakanlığı İTS’ne kaydedilip satış onayı alabilecek hale getirilecektir.<br />
<br />
01/01/2010 tarihinden sonra üretilmiş ve Sağlık Bakanlığı İTS üzerinden satış onayı alınarak Kuruma fatura edilmiş karekodlu ürünler hiçbir şekilde bir başka hastaya mükerrer faturalandırılmayacaktır.<br />
<br />
Karekodlu ürünün Sağlık Bakanlığı İTS’ne kaydı ve eczaneler tarafından Kuruma faturalandırılması:<br />
1- Kurumdan bağımsız olarak ilgili firmalar tarafından Sağlık Bakanlığı İTS’ne karekod bilgilerinin bildirilecek ve kayıt işlemlerinin yapılacaktır,<br />
2- Eczaneler tarafından satılacak ürünler Sağlık Bakanlığı İTS’nde eczane üzerine kaydedilecektir,<br />
3- Kurumumuz sağlık yardımlarından faydalanan kişilerin reçeteleri ile sözleşmeli eczanelere müracaatını takiben öncelikle Kurumumuz Eczane Provizyon Sistemine önceden olduğu gibi provizyon işlemleri yapılacaktır. Eczane tarafından hastaya karekodlu ürün verilmesi halinde Eczane Provizyon Sistemindeki “Karekodlu ilaç” kutucuğu işaretlenecektir. Reçete için “İşlem numarası” oluşturulacaktır. Provizyon Sisteminden alınan kayıt çıktısı üzerinde reçetenin karekodlu ilaç içerdiğini gösterir “KAREKODLU” ibaresi yer alacaktır. Bu maddedeki işlemler Sağlık Bakanlığı İTS’nden bağımsız olarak Kurum Provizyon Sistemi üzerinden gerçekleştirilecektir.<br />
4- Kurumdan bağımsız olarak eczaneler, paket programları aracılığıyla Sağlık Bakanlığı İTS’ne Kurum tarafından verilen “eczane kodu”, reçeteye ait “işlem numarası”, satışı yapılacak olan kutu/kutulara ait karekodları bildirerek satış bildirimi yapacaktır. Bu madde ile ilgili işlemlerin yürütümü Sağlık Bakanlığı sorumluluğundadır.<br />
5- Kurumdan bağımsız olarak eczaneler, paket programları aracılığıyla önceden satışı bildirilmiş olan karekodlu ilaçlar için Sağlık Bakanlığı İTS’ne satış onayı almak amacıyla Kurum tarafından verilen “eczane kodu”, reçeteye ait “işlem numarası” kullanılarak satış onay bildirimi (Kesinleştirme) yapılacaktır. Aynı aşamada satış onayı verilen karekod bilgileri Kurumumuz Eczane Provizyon Sistemine de 1/1<br />
aktarılmaktadır. Bu madde ile ilgili işlemlerin yürütümü Sağlık Bakanlığı sorumluluğundadır.<br />
6- Eczacı tarafından Kurumumuz Eczane Provizyon Sistemi aracılığıyla 4. ve 5. maddede belirtilen Satış Bildirim ve Satış Onay Bildirimi (Kesinleştirme) işlemleri yapıldıktan sonra mevcutta olduğu gibi dönem sonlandırma işlemleri yapılacaktır.<br />
<br />
Sonlandırması yapılan reçetelerde karekodlu ürün yer alması halinde ayrıca Eczane Döküm Uygulamasından “Karekod Döküm Listesi” bölümünden çıktı alınacaktır.<br />
<br />
Kurum 01/01/2010 tarihinden itibaren üretilerek Sağlık Bakanlığı İTS’ne satış yapılacak şekilde kaydedilen ürünlerin ödemesini mevzuat hükümleri doğrultusunda gerçekleştirecektir. Kurumumuz bu işlemlerle ilgili olarak 3. ve 6. maddeler ile ilgili yapılması gereken mevzuat, bilgi işlem altyapısını tamamlamıştır.<br />
<br />
Sonuç olarak, sözleşmeli eczaneler tarafından Kurumumuz sağlık yardımlarından faydalanan kişilere verilen ilaçların fatura edilmesinde, ilaç kupürü ve barkodu kesilerek reçeteye eklenmesi uygulamasının yerini Sağlık Bakanlığı İTS’ne elektronik yolla bildirim yapılması ve ödemelerde reçete eki kupür ve barkod yerine bu bildirimlerin esas alınması uygulaması alacak, Kurumumuz sağlık yardımlarından faydalanan kişilerin ilaç temininde herhangi bir farklılık yaşanmayacaktır.<br />
<br />
Tüm ilgililere, konuyla ilgili yapmaları gereken işlemleri tamamlamaları amacıyla önemle duyurulur.<br />
<br />
<a href="http://www.sgk.gov.tr" target="_blank">http://www.sgk.gov.tr</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından 30/05/2009 tarih, 27243 sayılı ve 30/09/2009 tarih, 27362 sayılı Resmi Gazetelerde yayımlanan “Beşeri Tıbbi Ürünler Ambalaj ve Etiketleme Yönetmeliği”nde yapılan değişiklikler uyarınca 01/01/2010 tarihinden itibaren üretilen tüm ilaç ambalajları üzerine ruhsat/izin sahipleri tarafından “Karekod” konulması zorunlu tutulmuştur. İstisnai durumlar söz konusu Yönetmelikte ayrıca belirtilmiştir.<br />
<br />
İlaç ruhsat/izin sahipleri tarafından karekod okuyabilen okuyucularla okunabilecek şekilde karekod uygulanan her bir ilaç kutusunun, Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan “İlaç Takip Sistemi”ne (İTS) bildirilmesi gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı İTS ile karekod içeriğinde bulunan her bir kutuya özgü numara üzerinden ilacı son kullanıcıya ulaşana kadar takip edecektir. Son kullanıcıya ulaşan, son kullanım süresi dolan veya herhangi bir aşamada kullanılmaz hale gelen ilaçlar İTS’nde satılamaz hale getirilecektir. Söz konusu işlemler Sağlık Bakanlığı sorumluluğunda yürütülecektir.<br />
<br />
01/01/2010 tarihinden önce üretilmiş ilaçlar önceden olduğu gibi fiyat kupürü ve barkodları kesilmek suretiyle Kurumumuza fatura edilecektir. Bu tarihten önce üretilmiş hiçbir ürün Sağlık Bakanlığı İTS’ne satılabilir şekilde kaydedilmeyip kaydettirilmeyecektir (Sağlık Bakanlığı, Türk Eczacıları Birliği ve Kurumumuz arasında imzalanan “İlaç Takip Sistemi Kapsamında Karekod Uygulamasına Geçişe İlişkin Pilot Eczane Uygulaması Protokolü” kapsamındaki pilot eczaneler hariç).<br />
<br />
01/01/2010 tarihinden itibaren üretilen ilaçlar (Sağlık Bakanlığı Beşeri İlaçlar Ambalaj ve Etiketleme Yönetmeliğinde istisna tutulanlar hariç) Sağlık Bakanlığı İTS’ne kaydedilip satış onayı alabilecek hale getirilecektir.<br />
<br />
01/01/2010 tarihinden sonra üretilmiş ve Sağlık Bakanlığı İTS üzerinden satış onayı alınarak Kuruma fatura edilmiş karekodlu ürünler hiçbir şekilde bir başka hastaya mükerrer faturalandırılmayacaktır.<br />
<br />
Karekodlu ürünün Sağlık Bakanlığı İTS’ne kaydı ve eczaneler tarafından Kuruma faturalandırılması:<br />
1- Kurumdan bağımsız olarak ilgili firmalar tarafından Sağlık Bakanlığı İTS’ne karekod bilgilerinin bildirilecek ve kayıt işlemlerinin yapılacaktır,<br />
2- Eczaneler tarafından satılacak ürünler Sağlık Bakanlığı İTS’nde eczane üzerine kaydedilecektir,<br />
3- Kurumumuz sağlık yardımlarından faydalanan kişilerin reçeteleri ile sözleşmeli eczanelere müracaatını takiben öncelikle Kurumumuz Eczane Provizyon Sistemine önceden olduğu gibi provizyon işlemleri yapılacaktır. Eczane tarafından hastaya karekodlu ürün verilmesi halinde Eczane Provizyon Sistemindeki “Karekodlu ilaç” kutucuğu işaretlenecektir. Reçete için “İşlem numarası” oluşturulacaktır. Provizyon Sisteminden alınan kayıt çıktısı üzerinde reçetenin karekodlu ilaç içerdiğini gösterir “KAREKODLU” ibaresi yer alacaktır. Bu maddedeki işlemler Sağlık Bakanlığı İTS’nden bağımsız olarak Kurum Provizyon Sistemi üzerinden gerçekleştirilecektir.<br />
4- Kurumdan bağımsız olarak eczaneler, paket programları aracılığıyla Sağlık Bakanlığı İTS’ne Kurum tarafından verilen “eczane kodu”, reçeteye ait “işlem numarası”, satışı yapılacak olan kutu/kutulara ait karekodları bildirerek satış bildirimi yapacaktır. Bu madde ile ilgili işlemlerin yürütümü Sağlık Bakanlığı sorumluluğundadır.<br />
5- Kurumdan bağımsız olarak eczaneler, paket programları aracılığıyla önceden satışı bildirilmiş olan karekodlu ilaçlar için Sağlık Bakanlığı İTS’ne satış onayı almak amacıyla Kurum tarafından verilen “eczane kodu”, reçeteye ait “işlem numarası” kullanılarak satış onay bildirimi (Kesinleştirme) yapılacaktır. Aynı aşamada satış onayı verilen karekod bilgileri Kurumumuz Eczane Provizyon Sistemine de 1/1<br />
aktarılmaktadır. Bu madde ile ilgili işlemlerin yürütümü Sağlık Bakanlığı sorumluluğundadır.<br />
6- Eczacı tarafından Kurumumuz Eczane Provizyon Sistemi aracılığıyla 4. ve 5. maddede belirtilen Satış Bildirim ve Satış Onay Bildirimi (Kesinleştirme) işlemleri yapıldıktan sonra mevcutta olduğu gibi dönem sonlandırma işlemleri yapılacaktır.<br />
<br />
Sonlandırması yapılan reçetelerde karekodlu ürün yer alması halinde ayrıca Eczane Döküm Uygulamasından “Karekod Döküm Listesi” bölümünden çıktı alınacaktır.<br />
<br />
Kurum 01/01/2010 tarihinden itibaren üretilerek Sağlık Bakanlığı İTS’ne satış yapılacak şekilde kaydedilen ürünlerin ödemesini mevzuat hükümleri doğrultusunda gerçekleştirecektir. Kurumumuz bu işlemlerle ilgili olarak 3. ve 6. maddeler ile ilgili yapılması gereken mevzuat, bilgi işlem altyapısını tamamlamıştır.<br />
<br />
Sonuç olarak, sözleşmeli eczaneler tarafından Kurumumuz sağlık yardımlarından faydalanan kişilere verilen ilaçların fatura edilmesinde, ilaç kupürü ve barkodu kesilerek reçeteye eklenmesi uygulamasının yerini Sağlık Bakanlığı İTS’ne elektronik yolla bildirim yapılması ve ödemelerde reçete eki kupür ve barkod yerine bu bildirimlerin esas alınması uygulaması alacak, Kurumumuz sağlık yardımlarından faydalanan kişilerin ilaç temininde herhangi bir farklılık yaşanmayacaktır.<br />
<br />
Tüm ilgililere, konuyla ilgili yapmaları gereken işlemleri tamamlamaları amacıyla önemle duyurulur.<br />
<br />
<a href="http://www.sgk.gov.tr" target="_blank">http://www.sgk.gov.tr</a>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[TEB: Eylemlerimiz sürecek]]></title>
			<link>http://www.ilaclist.com/thread-2.html</link>
			<pubDate>Thu, 10 Dec 2009 20:36:47 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.ilaclist.com/thread-2.html</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: left;"><img src="http://www.eczacidergisi.com/uploads/img4822b9273fff7.jpg" border="0" alt="[Resim: img4822b9273fff7.jpg&#93;" /></div>Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, eczanelerin yaşadığı sorunların çözümü için ne türlü refleks gerekiyorsa bundan geri adım atmayacaklarını belirterek, ''Eczane kapatmanın doğru bir yaklaşım olmadığını biliyoruz. Ama sonuçta derdimizi bir şekilde anlatmak zorundayız. Eczane kapatmak bir çareyse bu çareyi uygulamaktan geri kalmayacağız'' dedi.<br />
<br />
Çolak, birlik yöneticileri ile birlikte TEB Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, 4 Aralıkta ilaç fiyatlarındaki düzenlemeleri protesto amacıyla gerçekleştirilen eczanelerin 1 günlük kepenk kapatma eylemini değerlendirdi.<br />
<br />
Aradan geçen 5 günde siyasi irade ve bürokrasi tarafından sorunlarının çözümüne ilişkin herhangi bir adım atılmadığını ifade eden Çolak, ''İlaç fiyat düşüşlerine karşı değiliz. Gerekirse ilaç fiyatları daha da düşürülsün. Ancak unutulmamalıdır ki sürekli açık veren bir sosyal güvenlik reformunun yaralarını sadece fiyat düşürerek sarmak mümkün değildir'' diye konuştu.<br />
<br />
İlaç sanayi ile ilgili bakanlıklar ve SGK'nın yaptığı görüşmeler sonunda, ilaç fiyatlarındaki düzenlemede, yüzde 66 oranı ile yüzde 23'lük iskontonun karara bağlandığını, böylece 800 milyon TL'nin bir gecede ilaç sanayine iade edildiğini kaydeden Çolak, oysa kendilerinin 66 gün boyunca uzlaşıya varmak için sarf ettikleri çabaların sonuçsuz kaldığını söyledi.<br />
<br />
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in, eylemden önce ''Sorunun çözüldüğü'' açıklaması yaptığını, ancak ilaç sanayinin stok zararlarının giderilmesine yönelik düzenlemelere uymadığını savunan Çolak, ''Diğer yandan; ilaç fiyat düşüşlerinin 45 gün sonra yürürlüğe girmesi hakkındaki genelge, üzerinden daha 24 saat geçmeden değiştirilmiş; 3 Aralık gecesi bir kararname değişikliği yayınlanarak 45 günlük süre 5 güne indirilmiştir'' şeklinde konuştu.<br />
<br />
SGK'nın önce tek tek teşekkür ettiği eczacıları, dünden itibaren de 4 Aralık günü sadece geçmiş tarihli reçete girişi yaptıkları için tehdit etmeye başladıklarını iddia eden Çolak, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
''Sağlık ve ilaç alanını bu girdaptan kurtarmanın tek yolu, eczacıların bilgi sahipliğinden ve danışmanlık hizmetinden kaynaklanan meslek hakkının verilmesidir. Kısacası bizler diyoruz ki bir gecede, bizim vergilerimizle ilaç sanayine verilen 800 milyon TL geri alınmalı, yaratılan bu kaynakla Anayasa'ya aykırı bir şekilde hastalarımızdan alınan muayene ücretleri tamamen kaldırılmalı, tüm çağdaş ülkelerde olduğu gibi eczacılara, fiyatlardan bağımsız bir meslek hakkı verilmelidir. Ayrıca, denetimler artırılmalı, sağlığın açık vermesini sağlayanlara, kamunun kaynaklarını zarara uğratanlara yaptırım uygulanmalı ve hepimizin ortak paydası olan sağlık alanında dayatmalar yerine karşılıklı diyalog ve uzlaşı yolu açılmalıdır.''<br />
<br />
-''ECZANE KAPATMAK ÇAREYSE''-<br />
<br />
TEB Başkanı Erdoğan Çolak, daha sonra soruları yanıtladı.<br />
<br />
''Bundan sonra da eczanelerin kapatılmasına yönelik eylem yapılıp yapılmayacağı'' sorusu üzerine Çolak, yarın TEB Genel Kurulu'nun toplanacağını, ne tür eylemler ortaya konulacağının burada tartışılacağını kaydederek, ''Sorunun çözümü konusunda ne türlü refleks gerekiyorsa bundan geri adım atılmayacak. Eczane kapatmanın doğru bir yaklaşım olmadığını biliyoruz. Ama sonuçta derdimizi bir şekilde anlatmak zorundayız. Eczane kapatmak bir çareyse bu çareyi uygulamaktan geri kalmayacağız'' görüşünü dile getirdi.<br />
<br />
Bir başka soruya karşılık Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan randevu istediklerini ancak görüşemediklerini anlatan Çolak, ilgili Bakanlarla yaptıkları görüşmeden ise çözüm alınamadığını söyledi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: left;"><img src="http://www.eczacidergisi.com/uploads/img4822b9273fff7.jpg" border="0" alt="[Resim: img4822b9273fff7.jpg]" /></div>Türk Eczacıları Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak, eczanelerin yaşadığı sorunların çözümü için ne türlü refleks gerekiyorsa bundan geri adım atmayacaklarını belirterek, ''Eczane kapatmanın doğru bir yaklaşım olmadığını biliyoruz. Ama sonuçta derdimizi bir şekilde anlatmak zorundayız. Eczane kapatmak bir çareyse bu çareyi uygulamaktan geri kalmayacağız'' dedi.<br />
<br />
Çolak, birlik yöneticileri ile birlikte TEB Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, 4 Aralıkta ilaç fiyatlarındaki düzenlemeleri protesto amacıyla gerçekleştirilen eczanelerin 1 günlük kepenk kapatma eylemini değerlendirdi.<br />
<br />
Aradan geçen 5 günde siyasi irade ve bürokrasi tarafından sorunlarının çözümüne ilişkin herhangi bir adım atılmadığını ifade eden Çolak, ''İlaç fiyat düşüşlerine karşı değiliz. Gerekirse ilaç fiyatları daha da düşürülsün. Ancak unutulmamalıdır ki sürekli açık veren bir sosyal güvenlik reformunun yaralarını sadece fiyat düşürerek sarmak mümkün değildir'' diye konuştu.<br />
<br />
İlaç sanayi ile ilgili bakanlıklar ve SGK'nın yaptığı görüşmeler sonunda, ilaç fiyatlarındaki düzenlemede, yüzde 66 oranı ile yüzde 23'lük iskontonun karara bağlandığını, böylece 800 milyon TL'nin bir gecede ilaç sanayine iade edildiğini kaydeden Çolak, oysa kendilerinin 66 gün boyunca uzlaşıya varmak için sarf ettikleri çabaların sonuçsuz kaldığını söyledi.<br />
<br />
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'in, eylemden önce ''Sorunun çözüldüğü'' açıklaması yaptığını, ancak ilaç sanayinin stok zararlarının giderilmesine yönelik düzenlemelere uymadığını savunan Çolak, ''Diğer yandan; ilaç fiyat düşüşlerinin 45 gün sonra yürürlüğe girmesi hakkındaki genelge, üzerinden daha 24 saat geçmeden değiştirilmiş; 3 Aralık gecesi bir kararname değişikliği yayınlanarak 45 günlük süre 5 güne indirilmiştir'' şeklinde konuştu.<br />
<br />
SGK'nın önce tek tek teşekkür ettiği eczacıları, dünden itibaren de 4 Aralık günü sadece geçmiş tarihli reçete girişi yaptıkları için tehdit etmeye başladıklarını iddia eden Çolak, sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
''Sağlık ve ilaç alanını bu girdaptan kurtarmanın tek yolu, eczacıların bilgi sahipliğinden ve danışmanlık hizmetinden kaynaklanan meslek hakkının verilmesidir. Kısacası bizler diyoruz ki bir gecede, bizim vergilerimizle ilaç sanayine verilen 800 milyon TL geri alınmalı, yaratılan bu kaynakla Anayasa'ya aykırı bir şekilde hastalarımızdan alınan muayene ücretleri tamamen kaldırılmalı, tüm çağdaş ülkelerde olduğu gibi eczacılara, fiyatlardan bağımsız bir meslek hakkı verilmelidir. Ayrıca, denetimler artırılmalı, sağlığın açık vermesini sağlayanlara, kamunun kaynaklarını zarara uğratanlara yaptırım uygulanmalı ve hepimizin ortak paydası olan sağlık alanında dayatmalar yerine karşılıklı diyalog ve uzlaşı yolu açılmalıdır.''<br />
<br />
-''ECZANE KAPATMAK ÇAREYSE''-<br />
<br />
TEB Başkanı Erdoğan Çolak, daha sonra soruları yanıtladı.<br />
<br />
''Bundan sonra da eczanelerin kapatılmasına yönelik eylem yapılıp yapılmayacağı'' sorusu üzerine Çolak, yarın TEB Genel Kurulu'nun toplanacağını, ne tür eylemler ortaya konulacağının burada tartışılacağını kaydederek, ''Sorunun çözümü konusunda ne türlü refleks gerekiyorsa bundan geri adım atılmayacak. Eczane kapatmanın doğru bir yaklaşım olmadığını biliyoruz. Ama sonuçta derdimizi bir şekilde anlatmak zorundayız. Eczane kapatmak bir çareyse bu çareyi uygulamaktan geri kalmayacağız'' görüşünü dile getirdi.<br />
<br />
Bir başka soruya karşılık Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan randevu istediklerini ancak görüşemediklerini anlatan Çolak, ilgili Bakanlarla yaptıkları görüşmeden ise çözüm alınamadığını söyledi]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>